Elektrik veya elektronik ile çalışan herkes bilecektir ki AC ve DC, elektriğin iki temel formudur ve her biri farklı uygulamalarda önemli rol oynamaktadır. Tesla ve Edison’dan beri savaş halinde olan bu iki kardeş form günümüzde birçok alanda ortaklaşa kullanılmaktadır. Hatta öyle ki güç elektroniği uygulamalarının neredeyse yarısı DC/AC ya da AC/DC olacak şekilde bu iki formun birbirine dönüştürülmesi üzerinedir. Gelişen yarı iletken teknolojisi ile birlikte daha önce ele aldığım multilevel dönüştürücüler ve gelişen mikrodenetleyiciler ve kontrolcüler gibi teknolojik yenilikler sayesinde AC->DC ya da DC->AC dönüşümleri hem daha karmaşık hem de daha yetenekli bir hal almıştır.
Elektrik ve elektronik dalında, bugün sıkça kullandığımız üç pasif eleman bulunmaktadır; direnç, bobin ve kondansatör. Günümüzde gelişen yarı iletken teknolojisi ile birlikte bir çok pasif elemanı, aktif elemanlar ile birlikte kullanıp, bugüne kadar her alanda kullandığımız devreleri oluştururuz. Tüm bu devreleri oluştururken kullandığımız matematiksel işlemlerde, komponentlerin ve onları birbirine bağlayan hatların ideale yakın olduğunu varsayar ve sonunda hesap ve eleman seçimlerimizi ona göre yaparız.
Özellikle günümüzde gelişen anahtarlamalı elemanlarla birlikte, özellikle de akım veya güç değerleri yükseldikçe, yukarıda yok sayılan unsurlar, kendini belirginleştirmeye başlar. Bu etkinin oluşturabileceği sorunlar ile ilgili bir örneği daha önceki yazımda değinmiştim.