Elektrik veya elektronik ile çalışan herkes bilecektir ki AC ve DC, elektriğin iki temel formudur ve her biri farklı uygulamalarda önemli rol oynamaktadır. Tesla ve Edison’dan beri savaş halinde olan bu iki kardeş form günümüzde birçok alanda ortaklaşa kullanılmaktadır. Hatta öyle ki güç elektroniği uygulamalarının neredeyse yarısı DC/AC ya da AC/DC olacak şekilde bu iki formun birbirine dönüştürülmesi üzerinedir. Gelişen yarı iletken teknolojisi ile birlikte daha önce ele aldığım multilevel dönüştürücüler ve gelişen mikrodenetleyiciler ve kontrolcüler gibi teknolojik yenilikler sayesinde AC->DC ya da DC->AC dönüşümleri hem daha karmaşık hem de daha yetenekli bir hal almıştır.
CAN (Controller Area Network) bağlantı teknolojisi, 1980’lerin başlarında, o güne kadar çok karmaşık olan araç içi haberleşmeyi daha güvenli ve standart hale getirmek için Bosch tarafından geliştirmeye başlanmış ve otomotivde endüstri standardı haline gelmiştir. İlk kez “Mercedes-Benz W140” araç içerisinde alan CAN haberleşme teknolojisi; günümüzde endüstriyel otomasyon, tıp ve havacılık gibi birçok alanda yaygın olarak kullanılmakta, daha karmaşık ağ yapıları ve protokollerle modern sistemlerin belkemiğini oluşturmaya devam etmektedir.
2014-2015 döneminde, SiC FET’ler ve diyotlar ilk kez proje hayatıma dokunmaya başladığında, ürünleri elde edip bir şekilde denemiş ve geleceğin güç elektroniği teknolojisinin buralara yöneleceğini öngörmüştüm. Bu yüzden burada ve burada yazdığım iki yazımda da SiC ve GaN’ın bize neler sağlayabileceğinden bahsettim. Her ne kadar yüksek güçler ve akımlar bazında IGBT’ler fiyat performans özelinde FET’leri geride bıraksa da SiC ve GaN’ın, gelişimleri ve üreticilerinin daha da desteklemeleriyle birlikte, yüksek güç gruplarında da kullanılmaya başladığını yakın zamanlarda göreceğiz.
2010 yılında tez çalışmalarıma başladığımda yenilenebilir enerji, özellikle de güneş enerjisi her zaman ilgi alanımda oldu. O tarihten bu yana kW’lar mertebesine varan bir çok projenin içerisinde olup, Türkiye ve Dünya’da çalışmakta olan bir çok ürünün tasarımında bulundum. Bu ürünlerin çalışarak karbon ayak izini azaltmasından dolayı bir mühendis olarak mutluluk duyuyorum. Kendi evimde de karbon ayak izimi azaltmak, uzun süredir sahip olduğum güneş panellerini kullanabilmek ve Covid-19 süresince evde kalış süreleri artmasından dolayı kendime üzerinde çalışabileceğim bir deneme kiti yapmak için küçük bir hafta sonu projesi oluşturdum. Ayrıca bu proje sayesinde, ister küçük isterse büyük olsun bir projeyi A’dan Z’ye nasıl ele alıyor ve ortaya çıkarıyorum görebileceksiniz!
Daha önceki yazımda log tutma işlemlerinden ve bu konuda kullanılabilecek FAT32 katmanına değinmiş ve bir çok uygulama alanının olabileceğinden bahsetmiştik. Klasik anlamda kullanılan gerilim/sıcaklık/nem/basınç gibi değerlerin yanında bu konuda günümüzde en önemli uygulamalardan biri de konum bilgisi kaydetme olarak gözükmektedir.
Tarihi 1960’lara kadar uzanan küresel konum belirleme tam olarak işlevselliğini bugünkü bildiğimiz haliyle 2000’li yılların başında almıştır. Bugüne kadar bir çok alanda etkin şekilde kullanılan GPS yani küresel konumlama sistemi, özellikle bir çok firmanın sunduğu, güçlü donanımlar ile kolay erişilebilir ve kullanılabilir hale gelmiştir.